Kardamone
Öğretmenler Kaydol

Geri

İngilizce dil bilgisi A2: temel

Rica, öğüt, zorunluluk ve öneri

Okuma dili: Български · Deutsch · Ελληνικά · Español · Français · Italiano · Nederlands · Polski · Português · Română · Українська

İçindekiler · A2
  1. Geçmiş zaman ve Present Perfect
  2. Gelecekten söz etmek
  3. Rica, öğüt, zorunluluk ve öneri
    1. Kibarca rica etmek: Could you…? Could I…?
    2. Öğüt vermek: should
    3. Zorunluluk: have to, must
    4. Öneride bulunmak: Shall I…? Shall we…? Why don’t we…?
  4. Fiil yapıları
  5. Edilgen yapı
  6. Koşul cümlesi ve sıfat cümleciği
  7. Artikeller ve miktar sözcükleri
  8. Zamirler ve gönderme sözcükleri
  9. Sıfatlar ve zarflar
  10. Sorular
  11. Edatlar ve sözcük sırası
  12. Aynı okunan sözcüklerin yazımı

Could, should, must ve shall, can ve will gibi kiplik bildiren yardımcı fiillerdir (modal): bütün kişilerde aynı biçimdedir, -s takısı almaz, ardından to olmadan fiilin yalın hâli gelir; olumsuz cümle ve soru cümlesi do olmadan kurulur. Have to ise bir modal değildir ve sıradan bir fiil gibi çekimlenir. Türkçede bu anlamlar fiile eklenen eklerle verilir (“-ebilir misin?”, “-meli”, “-mek zorunda”, “-eyim mi?”); İngilizcede ise fiilden önce gelen ayrı bir sözcükle anlatılır.

Kibarca rica etmek: Could you…? Could I…?#

Kullanım

Could you ve fiilin yalın hâli kibarca bir rica etmek için, Could I ve fiilin yalın hâli kibarca izin ya da bir şey istemek için kullanılır. Bu kalıplar, A1 düzeyinde öğrenilen Can you…? ve Can I…? kalıplarından daha kibardır. Please ricayı daha da kibar yapar.

  • Could you open the window, please?Pencereyi açabilir misiniz, lütfen?
  • Could I use your phone?Telefonunu kullanabilir miyim?
  • Could I pay by card?Kartla ödeyebilir miyim?

Ricada could geçmiş zamanı anlatmaz; ricayı yumuşatır. Geçmişteki bir yeteneği anlatan could (I could swim at five, “beş yaşında yüzebiliyordum”) başka bir kullanımdır. Would you…? de Could you…? kadar kibardır: Would you close the door, please? Can you…? ve Will you…? yakın kişiler arasında kullanılır.

Cevaplar. Bir rica Of course., Sure., No problem. ya da daha resmî olan Certainly. ile kabul edilir. İzin verilirken could değil, can kullanılır: Could I sit here? — Yes, of course you can. Kibarca reddederken cevaba çoğu zaman Sorry ya da I’m afraid ile başlanır: I’m afraid I can’t. İstenen şey uzatılırken Here you are. denir.

Türkçeden farkı

Türkçede kibarlık çoğu zaman “siz” biçimiyle ve “-ebilir misiniz?”, “-er misiniz?” kalıplarıyla gösterilir (“Pencereyi açar mısınız?”). İngilizcede you iki durumda da aynıdır; kibarlık could ve please ile gösterilir: Could you open the window, please? “Açar mısınız?” sorusu da Could you…? ya da Would you…? ile söylenir; Do you open…? bir rica değil, bir alışkanlık sorusudur. Soru cümlesi do ile değil, could ile başlar: Could you…?; Do you could…? denmez.

Sık yapılan hatalar

  • Could you to speak more slowly? → Could you speak more slowly?Could sözcüğünden sonra to gelmez.
  • Could I sit here? — Yes, you could. → Yes, you can.İzin can ile verilir.

Öğüt vermek: should#

Yapılış

Should sözcüğünden sonra to olmadan fiilin yalın hâli gelir; should bütün kişilerde aynı biçimdedir. Olumsuz biçimi shouldn’t (should not) olur; soru cümlesi should öznenin önüne getirilerek, do olmadan kurulur.

Kullanım

Should, bir öğüdü, yapılması iyi olan şeyi anlatır: Türkçedeki “-meli, -malı” ya da “-sen iyi olur” anlamındadır. Shouldn’t ile bir şeyin yapılmaması öğütlenir.

  • You should eat more vegetables.Daha çok sebze yemelisin.
  • She shouldn’t work so late.Bu kadar geç saate kadar çalışmamalı.
  • Should I call him? — Yes, you should.Onu aramalı mıyım? — Evet, aramalısın.
  • What should we bring to the party?Partiye ne getirmeliyiz?

Türkçeden farkı

Türkçedeki “-meli, -malı” eki hem bir öğüdü (“daha çok uyumalısın”) hem de bir zorunluluğu (“bu formu doldurmalısın”) anlatır. İngilizcede öğüt should ile, güçlü bir zorunluluk ise must ya da have to ile anlatılır. Bir doktor ya da bir arkadaş öğüt verirken should kullanır: You should sleep more. Öğüt istemek için shall de kullanılır: What shall I wear? (“Ne giyeyim?”)

Sık yapılan hatalar

  • He shoulds go. → He should go.Should -s takısı almaz.
  • You should to take an umbrella. → You should take an umbrella.Should sözcüğünden sonra to gelmez.
  • Do I should take a coat? → Should I take a coat?Soru cümlesi do olmadan kurulur.

Pratik yap

Bir hesap oluşturun: doğrudan bu alıştırmalara gidersiniz.

Zorunluluk: have to, must#

Yapılış

Must bir modaldir: tek biçimi vardır, ardından to olmadan fiilin yalın hâli gelir, olumsuz biçimi mustn’t olur. Have to ise sıradan bir fiil gibi çekimlenir: I have to, she has to, I had to; olumsuz cümle ve soru cümlesi do, does ya da did ile kurulur.

have tomust
olumlu cümleI have to phone. / She has to phone.I must phone. / She must phone.
olumsuz cümleI don’t have to phone. (zorunluluk yok)I mustn’t phone. (yasak)
soru cümlesiDo you have to phone? / Does she have to phone?Must you phone? (seyrek)
geçmiş zamanI had to phone. / I didn’t have to phone.— (had to kullanılır)

Kullanım

Have to ve must bir zorunluluğu ya da bir gerekliliği anlatır; anlamları büyük ölçüde örtüşür. Have to çoğu zaman dışarıdan gelen bir zorunluluk (bir kural, bir saat, iş) için, must ise konuşanın gerekli gördüğü bir şey için ve yazılı kurallarda kullanılır. Geçmişteki zorunluluk had to ile anlatılır.

  • I have to wear a uniform at school.Okulda üniforma giymek zorundayım.
  • Does your brother have to wear a uniform?Erkek kardeşin üniforma giymek zorunda mı?
  • You must try this cake!Bu pastayı mutlaka denemelisin!
  • We had to wait an hour at the airport.Havalimanında bir saat beklemek zorunda kaldık.

Yasak ve zorunluluğun olmaması. Olumsuz cümlede iki yapının anlamı farklıdır. Mustn’t bir yasağı anlatır: Türkçedeki “-memelisin”, “… yasak” anlamındadır. Don’t have to ise bir zorunluluğun olmadığını anlatır: “… zorunda değilsin”, “… gerek yok”. Geçmişte zorunluluğun olmaması didn’t have to ile, olanaksızlık ya da yasak ise couldn’t ile anlatılır.

  • You mustn’t take photos in the museum.Müzede fotoğraf çekmek yasak.
  • You don’t have to bring anything.Bir şey getirmene gerek yok.
  • It was Sunday, so I didn’t have to work.Pazar günüydü, bu yüzden çalışmak zorunda değildim.
  • We couldn’t park near the station.İstasyonun yakınına park edemedik.

Türkçeden farkı

Türkçede “-memelisin” bir yasak, “zorunda değilsin” ise zorunluluğun olmaması anlamına gelir; İngilizcede bu fark mustn’t ve don’t have to ile gösterilir: “Sınıfta yemek yememelisin” → You mustn’t eat in class; “Beni aramak zorunda değilsin” → You don’t have to call me. Mustn’t, “zorunda değil” anlamına gelmez. Türkçedeki “-mek zorunda” yapısının karşılığı have to yapısıdır: “gitmek zorundayım” → I have to go; “gitmek zorunda kaldım” → I had to go.

Sık yapılan hatalar

  • You mustn’t pay, it’s free. → You don’t have to pay, it’s free.“Ödemek zorunda değilsin” bir yasak değildir: don’t have to ile söylenir.
  • He have to work on Saturdays. → He has to work on Saturdays.
  • Does she has to pay? → Does she have to pay?Have to sıradan bir fiil gibi çekimlenir: üçüncü tekil kişide has to, does sözcüğünden sonra have to.
  • I must to go now. → I must go now.Must sözcüğünden sonra to gelmez.
  • Yesterday I must stay at home. → Yesterday I had to stay at home.Must geçmiş zamanda kullanılmaz: had to kullanılır.

Öneride bulunmak: Shall I…? Shall we…? Why don’t we…?#

Kullanım

Shall I ve fiilin yalın hâli yardım teklif etmek için kullanılır; Türkçedeki “… -eyim mi?” sorusunun karşılığıdır. Shall we ve fiilin yalın hâli ile Why don’t we ve fiilin yalın hâli, birlikte bir şey yapmayı önermek için kullanılır: “… -elim mi?”, “… -sek mi?”. Bu kullanımda shall, I ve we ile soru cümlesinde, do olmadan kullanılır.

  • Shall I make some tea?Çay yapayım mı?
  • Shall we go for a walk?Yürüyüşe çıkalım mı?
  • Why don’t we take a taxi?Taksiye binsek mi?
  • What time shall we meet?Saat kaçta buluşalım?

Bir öneri Yes, let’s. ya da Good idea! ile, bir yardım teklifi ise Yes, please. ile kabul edilir; No, thanks. ile reddedilir. A1 düzeyinde öğrenilen Let’s (“-elim”) ile aynı öneri soru sorulmadan yapılır: Let’s take a taxi. Why don’t we…? sorusunda bir neden sorulmaz: Türkçedeki “Neden … -miyoruz?” sorusuna benzese de bir öneridir.

Sık yapılan hatalar

  • Do I make some tea? → Shall I make some tea?“Çay yapayım mı?” sorusu Do I…? ile değil, Shall I…? ile söylenir.
  • Do we shall go? → Shall we go?Soru cümlesi do olmadan kurulur.
  • Do we go for a walk? → Shall we go for a walk?“Yürüyüşe çıkalım mı?” önerisi Do we…? ile değil, Shall we…? ya da Why don’t we…? ile söylenir.

Özet

Ne için?BiçimÖrnek
kibarca rica etmekCould you + yalın hâl?Could you wait a minute?
kibarca izin istemekCould I + yalın hâl?Could I come in?
öğüt vermekshould, shouldn’t + yalın hâlYou should sleep more.
zorunlulukhave to, must + yalın hâlI have to phone.
geçmişteki zorunlulukhad to + yalın hâlI had to phone.
yasakmustn’t + yalın hâlYou mustn’t park here.
zorunluluğun olmamasıdon’t have to + yalın hâlYou don’t have to pay.
yardım teklif etmekShall I + yalın hâl?Shall I open the window?
birlikte bir şey önermekShall we, Why don’t we + yalın hâl?Shall we dance?

Pratik yap

Bir hesap oluşturun: doğrudan bu alıştırmalara gidersiniz.